23 Ağustos 2010 Pazartesi

Replikas-Boş vücut

Benden hicbir şey bekleme
Varlık yokluğun izinde

Benden hiçbir şey isteme
Gerçek sessizliğin içinde

Replikas-Bitti deme

Bildiğini bilmeyince
Bildiğini kaybettikçe
Sıkışsak da içte
Gördüm deme

Zaman kayar elinden
Kopar her birleşen de
Azaldıkça yerde
Gördüm deme

Zehrini içmedikçe
Gamından çekmeyince
Solacaksak hiçte
Gördüm deme

Körelmiş ışık nerde
Gelmez desen bile
Sonsuz gözlerinde
Bitti deme

Bitti deme

Atiye - İstemem Değişmesin

Sanki sesimi hiç duymuyor
Aklı başka bir yerde
Neyse, giremedim ben o aleme
İnanılmaz bi rahatlık üstünde
Bense delirmek üzere
Görmüyor bilmem ki neyin peşinde
Sen ben el ele ama ayrı yerlerde
Ateşle yağmur
Ateşe yağmur
Delilik bu mudur?
Delilik budur
Ne olursa olsun senden ayrı olmuyor
Bak sabada
Tutarsız bir hayat
Tutarsız hayat
Şarkılarımın özü sözü sensin
İstemem değişmesin

Yıldız Usmonova-Resul Allah

Yürüdüğün yollarda
Dostta gördün düşmanda
Sabır ve dualarla sen hep dedinki Allah
Yaradanın aşkına gönlüne merhem eden
Sevenide sevilen sen hergün her sözün Allah
Bende aşkı onda bulayım Muhammede ümmet olayım
Resul Allah habib Allah sefi Allah ya muhammet
Resul Allah halil Allah Nebi Allah ya Muhammet
Sallallahü Aleyhi Vesellim

Bende aşkı onda bulayım Muhammede ümmet olayım
Resul Allah habib Allah sefi Allah ya muhammet
Resul Allah halil Allah Nebi Allah ya Muhammet
Sallallahü Aleyhi Vesellim

Yıldız Usmonova - Yalvar Güzel Allah'a

Söyle kalbin diliyle
Yalvar güzel Allaha
En vefalı sözlerle
Yalvar güzel Allaha

Merhamet var gözlerde
Dua gezer dillerde
Bu mübarek günlerde
Yalvar güzel Allaha

Huzuruna varıp da al açalım Allaha
Sübhânallahi ve bi-hamdihi
Sübhânallahil-el azîm

Bu dünya seferinde
Yalnızlar gurbetinde
Kalbe ateş düşünce
Yalvar güzel Allaha

Yorgun günahlarından
Bütün toz dumanından
O'na sığındım bir bir
Yalvardım ben Allaha
Merhamet var gözlerde
Dua gezer dillerde
Bu mübarek günlerde
Yalvar güzel Allaha

Huzuruna varıp da al açalım Allaha
Sübhânallahi ve bi-hamdihi
Sübhânallahil-el azîm

22 Ağustos 2010 Pazar

Melih Baki - Büyük Sevdalar

Son zamanların
En büyük sevdalarını,
Yaşıyorum ben.

Sokaklara indim
Kapı kapı.. dolaştım
Acıların sevdaların
Girmediği ev aradım
Bulamadım.!
Kendimi Dağlara vurdum
Ferhatı gördüm.
Koştum çöllere
Dolaşırken Mecnundan
Keremi sordum..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben.

Ay'a..Yıldızlara gittim
Şirin'i,Aslı'yı,Leyla'yı sordum
Kor Ateşler içinde
Yanan yürekleri
Güneşte gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

En çok bahar kokulu
Kadınları sevdim.!
Buğulu gözlü kadınları
Bir başka sevdim..
Beni yakan her güzeli
Aslı,Şirin,Leyla sandım.!

Son zamanların
En büyük Sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Ozanlara,şairlere
Eli kalem tutan kimi.
Gördüysem..
Acının ilacını sordum.!
Ateş yağmurundan
Kavrulmuş gözlerinde
Kendi yansımamı gördüm..

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Dağa,taşa,karıncaya
Yaşayan her varlığa
Aşık oldum..!
Çılgınlar gibi sevdim
Büyük aşklar,ihanetler yaşadım.!

Son zamanların
En büyük sevdalarını
Yaşıyorum ben..

Necat İltaş - Mezopotamya

Ben Mezopotamya !...
Asya'nın nazlı kızı.
Bereketin, bolluğun ve sevdaların diyarı...
Sevgi ve kin,
Öfke ve hırs,
Savaş ve barış bende anlamlandı.
Bende vücut buldu ruh,
Tarih benimle başladı...

Özgürlük göbek adımdır,
Dağlarımda ve ovalarımda,
Zümrüt yeşilinde
Ve güneşin sihirli renklerinde,
Rüzgarın o karşı konulmaz,
Muhteşem ritminde bir kısrak olur,
Fırat'la yarışır,
Dicle'de dinginleşirim..
Nemrut'ta kara kartalın kanatlarında
Tanrılara meydan okurum...
Eridu'da Gılgameş olur, Enkidu'yu ehlileştiririm,
Hammurabi olur 282 ile düzen getiririm...
Tanrıça İştar benimle aşık atamaz,
Çünkü özgürlük ve sevdanın pınarı benim..
Çünkü ben Mezopotamya'yım
Asya'nın nazlı ve biricik kızı...

Güneş;
Önce
Ve en güzel bende doğar.
Yayılır çekinmeden,
Çırılçıplak dolanır gün boyu
Ovalarımda, dağlarımda...
Kah bir kelebeğin kanadında,
Kah yeni doğan bir kuzunun yanıbaşında,
Bazen tohuma duran bir çiçeğin tomurcuğunda
Bazen de İzlo'nun doruklarında akşamı getirir...
Vedalaşırken batımda,
Mor gecede ayın en güzel yüzüne emanet eder beni,
Ertesi günde buluşmanın sevgi ve coşkusuyla...
Çünkü ben Mezopotamya'yım
Güneşin ve ayın maşuku...

İnsanlarım mert ve sevecen,
Çünkü benim suyumu içtiler,
Ekmeklerinde, sevgiyle büyüttüğüm başaklarım
Ayranlarında, sütümle beslediğim,
Mis kokulu otlarımın tadı var...
Çünkü onlar benim çocuklarım,
Ruhları bende bedenlendi...
Özgür, mağrur ve sevgi dolu....

Zamansız zamanlar,
Dokunulmamış zaman aralıkları,
Çağlar ötesi kültürler,
Atlar ve atlılar,
Diller ve dinler,
Gelenek ve renklerle,
Çocuklarımın içindeki evrenim ben.
Tıpkı;
Güneşin etrafında dönen dünya gibi,
Etrafımda sevgiyle, coşkuyla dönerler.
Geçmiş ve geleceği,
O an yaşatırım onlara,
Geçmiş ve geleceğe saplanmadan...

Ateş ve su;
Benim şahitliğimde evlendi,
Ateş sunakları,
İlk ve en önce,
Benim için yakıldı.
Gündüzlerin gündüz,
Gecelerin gece olduğu,
Uçsuz bucaksız,
Bir sığınak oldum çocuklarıma...

Kıl çadırlarda,
Yaşama yön veren rituellerde,
Hep baş köşede oldum;
Mırra;
Ateşin, suyun
Ve çocuklarımın
Hediyesi oldu bana.
Çünkü;
Yiğitlik,
Ahde vefa,
Barış ve hoşgörü,
Toprağıma ve insanıma verdiğim mayamdır...
Çünkü, Ben Mezopotamya'yım,
Asya'nın mağrur ve anaç kızı...

En iyi bağbozumları bende olur,
En iyi şarabı, en tatlı şırayı ben veririm
Belki de bundandır,
Benim topraklarımda aşk,
Sevmek ve sevilmek,
Şarap tadında olur...
Bundan değilmi ki;
Babil Kralı Nabukodonosor,
Sevdası için Mardin'den Şamran'larla
Şıra akıttı yüzlerce mil aşağılara,
Bundan değilmi ki,
İskender Zınnar'a ;
Prenses Fahriyye ve Ravza cennet bahçelere,
Şad Buhari Mardin'e yerleşir..
Timur, Kustus, Antonius ve daha nicesi,
Bu sevdanın peşinde topraklarıma kan bulaştırdılar...
İhanet ektiler topraklarıma;
Kelepçe vurdular çocuklarımın gözyaşlarına...
Dağlarımda ağaç bırakmadılar, çıplak kaldım,
Utanırım..ele güne karşı,
Utanırım.. aya, güneşe karşı
Çünkü ben Mezopotamya'yım,
Asya'nın nazlı ve özgür kızı...

İbrahim bende doğdu,
Sin Mabedinde aya ve yıldızlara yakarırken doğruyu buldu...
Zarathustra, Mani ve Yezidiliğe ben ilham oldum,
İlk Hıristiyanlara ben kucak açtım
Lorna ve Anastisiupolis ile, İslam'ın yolunu ben açtım
Dermetinan'da Hacı Kemal,
Kosar'da Hoca İhsan, Selman-i Pak ve niceleri İslam dediler;
Moşe Bar Kifo, Hanna Dolabani;
Hammara'da, Deyru'z Zafaran'da, Mor Mihail'de Mesih demediler mi?
Ekmeğim, suyum ve güneşim hepsine yetmedi mi?
Yetmedi mi? Zeytinim incirim ve narım...

Utanırım anamdan, kardeşlerimden, çocuklarımdan
Utanırım güneşten, aydan ve rüzgardan...
Utanırım, aç yatan bebelerden, dedelerden,
Utanırım, el kapısında iş dilenen civanlardan,
İçtiği suya pislik bulaşmış analardan, babalardan utanırım..
Çünkü ben Mezopotamya'yım
Asya'nın nazlı ve mağrur kızı...